Skip to main content

Hitachi

Sosyal Inovasyon

Geleceğin üç ofisi

Yeni nesil ofisler hiç olmadığı kadar akıllı ve sürdürülebilir olacak.

Çoğumuz ofiste çok fazla zaman geçiriyoruz.

Ama ofisinizin çevreyi olumsuz yönde etkileyebileceği ve bir çalışan olarak ihtiyaçlarınızı karşılayıp karşılamadığı konusuna ne kadar kafa yordunuz?

Ofisler gelişiyor, daha akıllı hale geliyor. İhtiyaçlarınıza daha duyarlı ve daha fazla çevre dostu oluyorlar.

Burada, teknolojinin daha akıllı ve daha sürdürülebilir ofisler yaratmasına yardımcı olmasının üç şekline bakacağız:

1) Veri odaklı ofis

The Edge (Deloitte şirketinin Amsterdam'daki merkez binası) çalışanları, bir uygulama ile ofiste olmadıkları zaman bile ısıtmayı, ışıkları ve hatta panjurları kontrol edebiliyor. The Edge, enerji kullanımını kontrol eden uygulamalardan daha da ileri gidiyor; işe geldiğinizde otomobilinizi tanıyan ve sizi belirlenmiş bir park yerine yönlendiren bir ofise "fişi takabilirsiniz".

UBM’nin Londra merkez ofisi çalışanların binaya girdiklerini algılayabiliyor ve asansörün tam zamanında çağrılıp çalışma alanlarına elektrik verilerek onlar için hazır olmasını sağlıyor. Ayrıca, hava güneşli olduğunda bunu fark edip, otomatik olarak gölge sağlıyor ve insanların verimli olması için bol miktarda temiz hava dolaşımı gerçekleştiriyor.

2) Enerji verimli ofis

Ticari binalar dünya elektrik tüketiminin % 40'ını gerçekleştiriyor ancak akıllı teknoloji artık ofislerde harcanan enerji miktarını azaltmaya yardımcı oluyor. The Edge ‘dünyanın en yeşil binası' olarak tanımlandı. Toplanan yağmur suyu tuvaletleri yıkamakta kullanılıyor, bina güneş enerjisinden (ve aynı zamanda spor salonunda vücuda bağlanan kablolarla egzersiz makinelerinden elde edilen enerjiden) elektrik sağlıyor ve yaz aylarında su bina altındaki bir su tankına pompalanıp, orada yalıtılmış olarak muhafaza ediliyor ve daha sonra kışın ısıtma için kullanılabiliyor. Bütün bunlar The Edge'in neden tükettiğinden daha fazla enerji ürettiğini açıklamaya yardımcı oluyor.

3) Sanal ofis

Sanal gerçeklik yalnızca oyunlar ve bilim kurgu filmlerinde geçen bir konu değil, yakınınızdaki bir işyerine de geliyor. Sanal gerçeklik yakınınızdaki bir ofise geliyor. Örneğin Atkins tasarımlarını müşterilerine göstermek için sanal gerçekliği kullanıyor. Müşteriler yeni bir alana taşınabiliyor ve fiziksel ürünler geliştirerek kaynakları harcamaksızın nihai ürünün görünümünü ve deneyimini yaşayabiliyor.

Ama sanal gerçeklik teknolojisi, geleneksel bir fiziki ofise olan gereksinimin sona ermesi anlamına da gelebilir. Gittikçe daha gelişen sanal gerçeklik teknolojisi, dünyanın çeşitli yerlerindeki insanları toplantılar için bir araya getirmek veya hatta ofis ortamını ev rahatlığında yeniden oluşturmak için kullanılabilir.