Skip to main content

Hitachi

Sosyal Inovasyon

Sosyal yenilik ve mega şehirler: iş bakımında ortaya çıkan fırsat nedir?

Araştırmalar, 2020 yılına kadar dünya nüfusunun %56'sının kentsel bölgelerde yaşayacağını ve küresel çapta 35'i aşkın şehrin 2025 yılına kadar ‘mega’ veya ‘akıllı’ şehirler olacağını göstermektedir.

Araştırmalar, 2020 yılına kadar dünya nüfusunun %56'sının kentsel bölgelerde yaşayacağını ve küresel çapta 35'i aşkın şehrin 2025 yılına kadar ‘mega’ veya ‘akıllı’ şehirler olacağını göstermektedir. Bu trend, en akıllı şehirler olarak belirlenen Johannesburg ile Güney Afrika'yı da etkileyecektir. Ancak bu önemli bir soruyu ortaya çıkarmaktadır:

Bu şehirleri içinde yaşamak zorunda olan insanlar için nasıl daha yaşanabilir bir hale getirebiliriz?

Hitachi Europe Ltd işbirliği ile Frost & Sullivan tarafından yürütülen araştırmaya göre en büyük zorluk, mega şehirlerin yaşanmaz alana dönüşme riskine sahip olmasıdır. Kentleşmeye doğru yönelim gösteren trend, güç dağıtımı, kanalizasyon, su sistemleri, ulaşım, eğitim, polis hizmetleri ve refah gibi altyapılar üzerinde bir gerginliğe neden olmaktadır.

‘Akıllı’ veya ‘mega’ şehir tanımı, dünyanın kentleşme, nüfus artışı ve kaynak azalması sorunlarını nasıl ele alacağını açıklamak için kullanılan popüler bir kavram halini aldı. Mega şehirler, ana şehir merkezlerinin mega bölgeler, mega koridorlar ve hatta mega gecekondu mahalleleri oluşturmak için banliyölerle birleşmesi şeklinde gelişmektedir. Geleceğin şehirleri, birçok kent merkezine ve transit yönelimli gelişime sahip olacaktır ancak aynı zamanda şehirler arasında önemli ekonomik ayrımlar yaratacak olan zenginliğin yeniden dağıtımına tanıklık edecektir.

Çözüm nedir?

Hitachi Avrupa İcra Kurulu Başkanı Dieter Rennert, şehirleri mümkün olduğunca akıllı hale getirmek için çözümün sosyal yenilikte yattığını söylemektedir. Bu, mega şehirler çağında gelişmiş yaşam kalitesi açısından büyük öneme sahip olacaktır. Bu alanlar insanların, fikirlerin, mücadelenin ve geleceğe yönelik fırsatların can alıcı noktaları olacaktır.

Peki bu, söz konusu şehirlerin gelişimini destekleyecek olan sektörler açısından ne anlama geliyor? Yapılan araştırmaya göre, finansal potansiyel ve yatırım potansiyeli önemlidir. Güney Afrika'da bu fırsat 2020 yılına kadar yılda 15 milyar dolar değerinde olacaktır. Küresel çapta yapılan tahminler, işletmeler, endüstri, yatırımcılar ve devletler için 2020 yılında 2 trilyon dolar değerinde sosyal yenilik pazar fırsatı bulunacağını göstermektedir.

Rennert, yeşil ürün gelişimi, mobilite, enerji ve altyapıda sosyal yeniliği desteklemek için düşünce yapısında değişikliğe gidilmesi gerektiğini söylemektedir. “Gelecekte, bilgi, altyapı, teknoloji ve yeni iş modelleri arasında doğru dengeyi yakalayarak toplumun refahını maksimum düzeye çıkarmak amacıyla yenilikler yapan şirketler için karlı bir büyüme görünmektedir” diyen Rennert, sözlerine insanların hayatlarında, çevrelerinde ve toplumdaki iyileşmeleri görmeleri halinde, buna yatırım yapmanın da önemini anlayacaklarını belirterek devam ediyor.

Yeşilin yerini Akıllı alıyor

Rennert, yeşil ürünler ve hizmetler için halen talep olacağını ancak değişen müşteri taleplerini karşılayamamaları halinde yerlerini akıllı ürünlerin ve hizmetlerin alabileceği riskinin bulunduğunun altını çizmektedir. İnternet'in küresel çapta 80 milyarı aşkın cihaza bağlanabilmesi göz önünde bulundurulduğunda dijital zekâ, verimlilik ve sürdürülebilirliğin temel destekçisi olacaktır.

Günlük yaşamın her alanında enerji tüketimini azaltmak ve verimi geliştirmek için en yeni akıllı ve yeşil girişimler kullanılarak, akıllı ve sürdürülebilir şehirler en baştan inşa edilecektir.

Enerjinin geleceği

Enerji tartışması artık yalnızca yakıt seçiminin egemenliği altında değildir. Küresel nüfusun büyümesi ile birlikte enerji tüketimi artış gösterecektir. Burada öne çıkan soru, buna nasıl tepki vereceğimiz ve bunu nasıl yöneteceğimizdir. İklim değişikliği ve karbon emisyonları standartlarını karşılayabilecek ancak aynı zamanda vatandaşlar ve işletmeler için ışıkları güvenli biçimde açık tutabilecek çözümlere büyük bir ihtiyaç vardır.

Artan enerji maliyetleri ve çevresel performansın odak haline gelmesi, akıllı şebekeler gibi teknolojilerle enerjiyi etkili bir biçimde yönetmek için yeniliklere olan ihtiyacı tetiklemiştir. Bunlar, daha fazla kontrol ve görünürlük sağlayarak daha açık, daha güvenilir ve daha akıllı enerji sonucunu doğurmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerin hükümetleri, yükselen talebe ve artan nüfusa karşı mümkün olduğunca hızlı yanıt verebilmek için altyapılarını büyütmeye odaklanmaktadır.

Güney Afrika şu anda ciddi bir enerji kıtlığı ile karşı karşıyadır ancak kapasite açıklıklarını doldurmak amacıyla, nükleer güç genişletilmesine karşı güçlü bir devlet taahhüdü bulunmaktadır. Amaç, 20 yıl içinde 9,6 GW nükleer güç sağlamaktır. Ekonomik büyüme gereklilikleri ile birlikte uzun teslim süresi sağlamak amacıyla kısa ila orta vadede nükleer santrallere ilişkin kararlar alınacaktır.

Ayrıca, son on yılda başlatılan 64 proje ve beklenen diğer projelerle birlikte, yenilenebilir enerjiyi üretim karışımına dahil etme konusunda da destek mevcuttur. Hakim teknolojiler rüzgâr ve güneştir.

Mozambik'te yakın zamandaki gaz bulguları, bu ülkeyi küresel çapta beş gaz aktörü arasına sokabilir ve bu, Güney Afrika üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Olası şist gazı keşfinin de Güney Afrika'nın enerji ortamında oyunu değiştiren bir unsur olması beklenmektedir.

Mobilitenin Geleceği

Akıllı şehirlerin karşı karşıya kaldığı en büyük zorluklardan biri, insanların dolaşma ihtiyacıdır – insanların işe gitmesi, işletmelerin mal teslimatı yapması ve sektörlerin malzemeleri nakletmesi gerekmektedir.

Yapılan araştırmaya göre, bağlanabilirlik ve kentleşme, kişisel mobilite ve navlun mobilitesinde büyük bir etkiye sahip olacaktır. Burada büyük bir sosyal yenilik fırsatı da mevcuttur. Şehirleri müşteri olarak gören ve kendisini ortak ve çözüm sağlayıcı olarak konumlandıran şirketler, işletme ve yatırım olanaklarından yararlanacaktır.

Şu istatistiklere bir göz atın: 2020 yılına kadar, yaklaşık bir milyon park yerinin sensörler yardımıyla gerçek zamanlı park bilgisi sunması ve 26,2 milyon araba paylaşan üye ve 450.000 araba paylaşan araç olması beklenmektedir. 2010 ve 2020 yılları arasında, kullanımda olan 70.000 km uzunluğundaki yüksek hızlı demiryoluna sahip yüksek hızlı demiryolu projelerine küresel çapta 500 milyar dolar harcanacaktır. Yüksek hızlı demiryolu, yalnızca şehirler ve ülkelerle değil, kıtalarla da bağlantı sağlayacaktır. 2035 yılında, küresel yüksek hızlı ray ağı kullanılarak Londra'dan Pekin'e ulaşmak mümkün olacak.

Rennert, mobilite altyapısındaki gelişmelerin Afrika'da halihazırda devam etmekte olduğunu söylemektedir. Swaziland ve Güney Afrika arasında faaliyet gösteren yeni bir demiryolu hattının 2017 yılına kadar bitirilmesi beklenmektedir. Swaziland demiryollarının, 2020 yılına kadar Afrika Ulusları arasında en yüksek büyümeye sahip olması beklenmektedir.

Sosyal yeniliğin önünü açma

Frost & Sullivan'dan John Raspin, yenilik ve işletmenin insanların sorunlarını ele almak için birlikte önemli bir role sahip olduğuna inanmaktadır. “İş dünyası ve sektör, yeniliğin artık finansal kazanç için yalnızca basit bir strateji seçeneği olmadığı, bunun yerine insani zorlukların üstesinden gelmek için bir fırsat olduğu gerçekliğine uyandı” diyor Raspin.

Raspin sözlerine, sosyal yeniliğin çevre için sunacağı çok geniş faydaların yanı sıra nihai kullanıcı için daha iyi yaşam kalitesi sunma üzerinde çok büyük bir etkiye sahip olacağını belirterek devam ediyor. “Sosyal yenilik açısından ağır basan şey bu – yeniliğin her bir vatandaşın derinde yatan sorunlarını gerçekten yanıtlaması”.

Etkili sosyal yenilik sağlamanın birçok yöntemi vardır. Bazı şirketler ortaklık temelli bir yaklaşık benimsemekte; bağımsız program üzerinden STK'lar ve sivil toplumla çalışmaktadır. Diğerleri ise toplum gelişimi için yeniliği kullanmaktadır.

Araştırmalar, yakınsamayı ortak tema olarak tanımlamaktadır. “Bu, teknolojilerin, sektörlerin, ürünlerin ve iş modellerinin yakınsaması anlamına gelmektedir. Geçmişte ayrı olarak görülen sektörler, toplum için fark yaratan değişiklikler sağlamaya yardımcı olacak yenilikler sunmak için yeni ürünlere ve hizmetlere yaklaşmaktadır.” diyor Rennert.

Rennert, akıllı şehirlerin mevcut trendlere karşı yalnızca kısa vadeli bir tepki olmaması konusunda uyarıda bulunuyor. Şehirlerin yaşam tarzını yönetme, ekonomik performansı iyileştirme ve rekabeti arttırma, uzun vadedeki başarı için elzem olacaktır. Bu faktörlere odaklanma ve bunları yönetme, günümüzde ülkeleri baskı altına alan sorunlar için uzun vadeli çözümler sunacak ve akıllı şehirlerin dost, ekonomik, sürdürülebilir ve esnek olmasını sağlayacaktır.