Skip to main content

Hitachi

Sosyal Inovasyon

    • Ar-Ge
    • Analitikler

    Japonya’da her iki kişiden birine kanser teşhisi konacağı söyleniyor, ancak Japonya’daki kanser tarama oranları, Japon Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığının belirlediği %50’lik hedefin altında kalıyor. Erken teşhisin önemi bilinse de çoğu insan, zaman eksikliği veya iş yoğunluğu gibi mazeretlerle muayene olmak için ilk adımı atamıyor; erken aşamalarda belirti olmaması bu durumu daha da kötüleştiriyor. Bu gerçeğin ışığında, Hitachi araştırmacıları şu soruyu sordu: Kanser riskine ilişkin ilk değerlendirme için, insanların bir sağlık kurumunu ziyaret etmeden kendi kendilerine alabilecekleri idrar örneklerine odaklanan, geleneksel kanser taramasından daha basit bir yöntem geliştirmek mümkün olabilir mi?

    Projeye Genel Bakış

    • Kanser tehdidiyle mücadele etmenin yeni bir yolunu değerlendirmek
      Japonya’nın kanser tarama oranları, diğer ülkelere göre geride kalıyor. Bu durumu değiştirmek için basit bir test yöntemine ihtiyaç olduğunu fark eden araştırmacılar, insanların kendi kendilerine alabileceği idrar örneklerine odaklandı.
    • Kanser olan hastalarla, olmayanları ayırt edebilecek bir test yöntemi oluşturmak
      İdrarın kanda bulunan atık maddeleri boşaltma rolü dolayısıyla erişilecek çok az bilgi olduğuna inanıldığından, idrardaki metabolitlere duyulan bilimsel ilgi çok azdı. Sayıları binlere ulaşan bu metabolitler, sıvı kromatograf/kütle spektrometresi (LC/MS) kullanılarak kapsamlı analizlere tabi tutuldu. Ardından istatistik yöntemleri uygulanarak biyobelirteç olmaya aday olabilecek maddeler belirlendi.
    • Herkesin kendi kanser riskiyle yüzleşmesini sağlayacak bir sistem oluşturmak
      Gösterimden uygulamaya: Hitachi, sağlam kanser taramasının herkes için erişilebilir olmasını sağlayacak bir sistem oluşturmak için, pratik uygulamaların topluma hizmet edecek hizmetlere dönüştürülmesi amacıyla araştırma yapılmasını sağlayan müşterilerle ortak geliştirme yöntemi olan NEXPERIENCE’i kullanmaktadır.

    Konu

    Kanser tehdidiyle mücadele etmenin yeni bir yolunu değerlendirmek

    ■Kanser tarama yüzdeleri (40-69 yaş; rahim kanseri taraması: 20-69 yaş; kaynak: “Overview of Comprehensive Survey of Living Conditions in 2016”, Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı) Kanser tarama yüzdeleri (40-69 yaş; rahim kanseri taraması: 20-69 yaş; kaynak: “Overview of Comprehensive Survey of Living Conditions in 2016”, Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı)

    Kanser tarama yüzdeleri (40-69 yaş; rahim kanseri taraması: 20-69 yaş; kaynak: “Overview of Comprehensive Survey of Living Conditions in 2016”, Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı) Kanser tarama yüzdeleri (40-69 yaş; rahim kanseri taraması: 20-69 yaş; kaynak: “Overview of Comprehensive Survey of Living Conditions in 2016”, Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı)

    1981’den beri kanser, Japonya’daki bir numaralı ölüm nedeni durumunda. Japon Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığının yayınladığı Kanser Kontrol ve Bilgilerine göre, şu anda Japonya’da her iki kişiden birine kanser teşhisi konmuş durumda ve her üç kişiden biri de bu hastalıktan ölüyor. Japonya’daki ölüm oranı artmakta olsa da, en önemli faktör olan yaşlanan nüfus hariç tutulduğunda, kanser teşhisi sayısındaki artışa rağmen ölüm oranının azaldığı görülüyor.*1Bunun ana nedeni, tıptaki gelişmeler ve erken teşhis ve tedavinin etkileri. Hükumet kanser taraması için %50’lik bir hedef belirlemiş olsa da, erkeklerdeki akciğer kanseri hariç, tarama oranları %30-40 seviyelerinde.

    *1:Ulusal Kanser Merkezine göre, Japonya’da 75 yaş altı için yaşa göre düzeltilmiş kanser ölüm oranı (100.000 kişi için tüm kanser türlerine bağlı ölüm oranı), 2005-2015 arasında 92,4 kişiden 78,0 kişiye inerek %15,6 azalmış durumda.

    Japonya’daki kanser tarama oranı, diğer OECD ülkelerine kıyasla düşük. Son yıllarda Japonya, kadınlarda meme ve rahim ağzı kanseri farkındalığı konusunda uluslararası topluluğa katılmış olsa da, tarama rakamlarına bakıldığında bu oranların ne kadar düşük olduğu açıkça görülüyor. Aktif olarak çalışan, 40-59 yaş arasındaki bireylerin tarama yaptırmama nedenleri sıklıkla “zaman olmaması” ve “çok zahmetli olması” olarak açıklanıyor ve bu nedenler “sağlık durumuna duyulan güveni” dahi aşıyor. Toplumdaki genel tavır, sıradan hastalıkların neden oldukları gibi fiziksel durum değişiklikleri olmadığı sürece sağlık testlerine girmemek yönünde. Bu da kanserin erken teşhis edilmesini zorlaştırıyor. Kanseri, başkalarının sorunu olarak göz ardı etmektense, erken teşhis sağlayacak yöntemler düşünülerek kanser tehdidinin kişisel ve ailevi açıdan özel bir sorun olarak görülmesi önemli.

    Bu durum, Hitachi araştırmacılarına, mevcut stratejilerin yeniden düşünülmesi için bir fırsat sağladı. Kendilerine, insanların kanser tehdidiyle yüzleşmesini ve sağlık kurumlarını ziyaret etmeden kolayca kanser testi yapabilecekleri bir yolun olup olmadığı sorusunu sordular. Belirti yokken kanser taraması yapılması, kanser olasılığını değerlendirmemizi sağlasa da, Hitachi araştırmacıları, kanser tehdidiyle yüzleşmek için daha kolay bir yöntemin gerekli olduğunu fark etti. Yeni bir yaklaşım benimseyen ekip, idrara odaklandı.

    ■Kadınlarda kanser tarama yüzdesi (OECD Health at a Glance 2015, OECD)

    Ülke (anket yılı parantez içinde verilmiştir)

    Rahim ağzı kanseri tarama yüzdesi (20-29 yaş)

    Meme kanseri tarama yüzdesi (50-59 yaş)

    Amerika Birleşik Devletleri (2012)

    84.5%

    80.8%

    Birleşik Krallık (2013)

    78.1%

    75.9%

    Hollanda (2013)

    64.7%

    72.2%

    Avustralya (2012)

    57.3%

    55.0%

    Yeni Zelanda (2013)

    77.0%

    72.2%

    Kore (2013)

    51.7%

    64.3%

    Japonya (2013)

    42.1%

    41.0%

    Sonuçlar

    Kanser olan hastalarla, olmayanları ayırt edebilecek bir test yöntemi oluşturma hedefi

    Kokubunji’de yer alan Merkezi Araştırma Laboratuvarında yüksek çözünürlüklü sıvı kromatograf/kütle spektrometresini (LC/MS) kullanarak analiz yapan Baş uzman Minoru Sakairi

    Ancak, dünya çapında idrar kullanarak kanser testi yapılması konusunda neredeyse hiç örnek yoktu ve bu da araştırmacıları sıfırdan başlamaya zorladı. Böbrekler tarafından filtrelenen bir madde olan idrarın kana göre daha az bilgi içerdiği düşünüldüğünden, kanser taramalarında kullanılacak bir örnek olarak çok az ilgi çekiyordu.

    Hitachi Araştırma ve Geliştirme Grubu Keşfedici Araştırma Merkezi baş uzmanı Minoru Sakairi, “Aslında, idrarın yaklaşık 5.000 tür metabolit içerdiği söyleniyor” ifadesini kullanıyor ve ekliyor: “Bu da, son teknoloji ürünü analiz ve istatistiksel analiz teknolojileri kullanılarak titiz analizler yapılmasını gerekiyor. Biz yalnızca bu araştırmadaki verileri düzenli olarak biriktirmeye devam ettik.”

    Hastanın kanser olup olmadığına ilişkin spesifik klinik bilgiler içeren idrar örnekleri, güvenilir bir uluslararası kurumdan alındı. Ardından, örneklerde bulunan 1.300’den fazla tespit edilebilir metabolit kapsamlı analize tabi tutuldu. Belirli bir hastalığın mevcudiyeti veya ilerleme durumuna ilişkin dizin görevi gören maddelere, “biyobelirteç” adı verilmektedir. Bunların arasında kanseri belirleyen “tümör belirteçleri”, aynı zamanda kanser tedavisinin etkinliğini de göstermektedir. Titiz analizler sonucunda, sağlıklı kişileri kanser hastalarından ayırabilecek biyobelirteçler olmaya aday 30 metabolit belirlendi. Sakairi, bu durumu şöyle açıklıyor:

    İdrar metabolitlerini kapsamlı şekilde analiz etmek için sıvı kromatograf/kütle spektrometresi (LC/MS) kullandık. LC/MS ile ölçümler alarak ve ölçüm koşullarını optimize etmek için metabolitlerin su ve yağdaki çözülebilirlikleri arasındaki farklara odaklanarak, idrar örneklerinde 1.300’den fazla metaboliti tespit edebildik. Bunların arasındaki 30 biyobelirteçi kullanarak, meme ve rahim ağzı kanseri hastalarından ve sağlıklı kişilerden alınan 15 örneğin ölçüm değerlerine baktığımızda, kanser olan ve olmayan kişiler arasındaki farkı belirleyebilmek adına büyük bir ilerleme sağladığımızı gördük.”

    Elde edilen veriler, istatistiksel olarak analiz edildi ve sayısal bir formüle dayalı ayırt edici hatların grafiği çıkarıldı. Kanser olup olmadığı görsel olarak belirlenebilirken, biyobelirteçler de kanser türünün belirlenmesini sağlıyor.

    Bu proje, idrar örneği analizinin, kanser tehdidiyle yüzleşmek için kolay ve etkili bir yöntem olarak kullanılabileceğini kanıtladı. Kanser taraması, insanların halen acil olarak değerlendirdiği bir konu değil. Ancak, ilk adımı atabilmek, kanser tehdidiyle yüzleşme şeklimizi değiştirecektir.

    Beklentiler

    Herkesin kendi kanser riskiyle yüzleşmesini sağlayacak bir sistem oluşturmak

    “Geleneksel kan testleri, test başına tek bir biyobelirteci destekliyordu. Şu anda araştırmakta olduğumuz idrar testleriyse, birden fazla biyobelirteci destekliyor. Bu da hastalığı ayırt etme konusunda daha yüksek hassasiyet sağlama potansiyeline sahip.” (Minoru Sakairi, baş uzman)

    “Bir sonraki araştırma aşamasında, çeşitli kanser biyobelirteçlerini tanımlamak için büyük miktarda örnek kullanarak yurtiçindeki üniversite hastaneleriyle ortak çalışacağız. Biyobelirteçlerin sayısının artmasının, kanser türü, ilerleme durumu ve hatta tedavinin etkileri konusunda daha detaylı analizler sağlamasını ve analiz hassasiyetini artırmasını bekliyoruz. (Minoru Sakairi, baş uzman)

    Şu anda, pratik uygulamaların (test kitleri, vb.) üretilmesi ve bunların bireylerin geleneksel kanser taraması ve tedavisine olan yaklaşımına yardımcı olmak için yaygın kullanımının sağlanmasına ilişkin çalışmalar da başlamış durumda.

    Sakairi, “İnsanlar kanser tehdidiyle yüzleşmek için sağlanan bu kolay yöntemle tarama yapılabileceğinin farkına vardığında, herkesin etkili bir kanser taramasından geçmesini sağlayabilecek bir sistem sağlayabildiğimiz sürece, kanser tarama oranlarının artacağına inanıyorum” diyor.

    Mevcut araştırmanın yapılmakta olduğu Keşifsel Araştırma Merkezi, çeşitli araştırma kurumlarıyla işbirliği içerisinde ve uzun vadeli bir perspektifle gerçekleştirilen en gelişmiş araştırma ve geliştirme çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Hitachi’nin müşterilerle ortak geliştirme yöntemi olan NEXPERIENCE kullanılarak, burada üretilen teknolojiler, topluma fayda sağlayacak hizmetlere dönüşebilecek pratik uygulamalar haline getiriliyor. Nitekim, bu araştırmanın sonucunda ortaya çıkan idrar metabolitiyle kanser ayırt etme teknolojisi, Hitachi ve sigorta şirketi Aflac arasındaki bir ortak geliştirme çalışmasına konu olmuş durumda. Aflac, ülke çapındaki yerel yönetimlerle işbirliği yaparak kanserin daha iyi anlaşılmasını ve kanser tarama oranlarının artmasını hedefleyen kanser eğitimi faaliyetleri yürütmekte. Bu deneyimin Hitachi’nin teknolojileriyle birleşmesi, yeni sigorta ürünlerinin ve erken kanser teşhisi ve tedavisini teşvik eden hizmetlerin oluşturulması için sağlam bir temel sağlıyor ve daha sağlıklı ve zenginleştirilmiş bir topluma katkıda bulunma potansiyeli içeriyor.

    Sakairi, şu sonuca varıyor: “Bu projenin konusunda olduğu gibi geçmişte pek dikkat edilmemiş alanlarda dahi, Hitachi’nin uzmanlığının bir parçası olan gelişmiş analitik çalışmalar ve istatistiksel analizler yoluyla yeni teknolojiler geliştirmeye devam edeceğiz. Bu, sürekli olarak yeni araştırmalar yapılmasını ve araştırma verilerinin biriktirilmesini gerektiriyor ki bu da bizim en büyük uzmanlığımız olarak değerlendirilebilir.”

    Not: Bu araştırma projesinin bazı bölümleri, Japonya Tıbbi Araştırma ve Geliştirme Ajansı’nın (AMED) Tıbbi Yenilikler için Hızlandırıcı ve Dönüştürücü Araştırmalar, Tıbbi Araştırma ve Geliştirme Programlarının desteğiyle gerçekleştirilmiştir.

    Sürüm Tarihi: Kasım 2017
    Çözüm: Hitachi, Ltd. Araştırma ve Geliştirme Grubu